Güçlü Görünme Yorgunluğu
Herkes güçlü.
Sosyal medyada güçlü, iş yerinde güçlü, aile içinde güçlü…
Herkes dimdik.
Herkes “iyiyim.” modunda...
Ama kimse gerçekten iyi değil.
Güçlü görünmek, çağımızın en ağır maskesi oldu.
Eskiden insanlar yarasını saklamak için susardı, şimdi yara yokmuş gibi davranmak için konuşuyor.
Fotoğraflar filtreli, cümleler cilalı, hayatlar düzenli görünüyor.
Oysa insanın içi çoğu zaman dağınık.
Kırılmak ayıp sayılıyor.
Yorulmak zayıflık.
Vazgeçmek korkaklık.
Bu yüzden herkes bir rolün içinde yaşıyor.
Kimisi “güçlü erkek”, kimisi “her şeyi başaran kadın”, kimisi “asla düşmeyen lider”, kimisi “hep mutlu genç” rolünde.
Ama hiçbir rol, insanın omuzlarına bu kadar ağır gelmemişti.
Özellikle erkekler…
“Adam dediğin dayanır.” cümlesiyle büyütülen çocuklar,
büyüdüklerinde duygularını gömmeyi öğreniyor.
Ağlamayı değil, susmayı.
Konuşmayı değil, içine atmayı.
Sonra yıllar geçiyor; konuşmayı bilmeyen, ama içi dolu adamlar çıkıyor ortaya.
Kadınlar ise başka bir yük taşıyor.
Hem güçlü olacak, hem zarif kalacak.
Hem ayakta duracak, hem kimseyi incitmeyecek.
Hem çalışacak, hem yetişecek, hem anlayışlı olacak.
Herkes için sağlam bir duvar gibi dururken,
kendi içlerinde sessizce çatlıyorlar.
En tehlikelisi de şu:
İnsan bir süre sonra gerçekten güçlü olduğuna inanıyor.
Yorgunluğunu bile hissetmemeye başlıyor.
Duygularını bastırdıkça, onları kaybettiğini zannediyor.
Oysa bastırılan her duygu,
bir gün başka bir yerden çıkıyor.
Tahammülsüzlük olarak.
Ani öfke olarak.
Sebepsiz ağlama olarak.
Gece uykusuzluğu olarak.
En çok da “İyiyim.” kelimesi yoruyor insanı.
Çünkü çoğu zaman o kelime,
“Anlatacak gücüm yok.” demektir.
“Anlaşılmayacağımı biliyorum.” demektir.
“Yine güçlü görünmem gerekiyor.” demektir.
Belki de mesele güçlü olmak değil,
güçlü görünmek zorunda kalmaktır.
İnsan bazen sadece şunu diyebilmeli:
“Bugün iyi değilim.”
Ve bu cümle kimseyi rahatsız etmemeli.
Çünkü insanın en insani hâli, kusurlu ve kırılgan hâlidir.
Gerçek güç;
hiç düşmemek değil,
düştüğünü inkâr etmemektir.
Gerçek güç;
“Yoruldum.” diyebilmektir.
“Canım acıdı.” diyebilmektir.
“Bunu tek başıma taşımak istemiyorum.” diyebilmektir.
Belki de bu çağın en büyük cesareti,
güçlü görünmekten vazgeçmektir.
Çünkü insan, rol yaparken alkış alır;
ama samimi olurken huzur bulur.
Ve huzur, alkıştan daha kıymetlidir.














