Karın Öğrettikleri
Siirt’te üç gündür kar yağıyor. Şehir yavaşladı. Trafik aksadı, işler ertelendi, insanlar daha temkinli yürümeye başladı. Kar, gündelik düzenimizi bozdu. Ama belki de asıl mesele, bozulan düzen değil; ne kadar kırılgan bir düzen kurduğumuzdu.
Modern hayat hız üzerine kurulu. Her şey çabuk olsun, hemen olsun istiyoruz. Kar yağdığında bu hız bir anda anlamsızlaşıyor. Çünkü doğa, insanın planlarını dikkate almıyor. Yavaşlamayı kabul etmeyen herkes, bir noktada durmak zorunda kalıyor.
Kar yağarken şehir başka bir yüzünü gösteriyor. Sokaklar daha sessiz, insanlar daha dikkatli. Kimse kimseyi sollama derdinde değil. Herkes önüne bakıyor, bastığı yeri hesaplıyor. Belki de günlük hayatta en çok unuttuğumuz şey bu: Hesap ederek yaşamak.
Kar eşit düşüyor ama etkisi eşit olmuyor. Kimi için manzara, kimi için zorluk. Aynı sokakta yürüyen insanların şartları aynı değil. Bu şehirde bazıları karı seyrediyor, bazıları karın içinde yol arıyor. Kar, bunu yüzümüze vurmadan gösteriyor.
Üç gündür yağan kar, bize yüksek sesle bir şey söylemiyor. Sadece hatırlatıyor. Hayat her zaman bizim hızımıza uymaz. Şehirler, sadece güçlü olanlar için değil; yavaşlayanlar, zorlananlar, durmak zorunda kalanlar için de yaşanabilir olmalı.
Kar eridiğinde yollar açılacak, hayat yine hızlanacak. Ama karın bıraktığı iz, sadece kaldırımlarda değil. Biraz daha dikkatli bakarsak, bu kısa yavaşlamanın bize ne söylediğini de hatırlayacağız.
