Güçlü Görünme Yorgunluğu

BEKİR ÖZDENİZ

05-03-2026 15:42

Güçlü Görünme Yorgunluğu

Herkes güçlü.
Sosyal medyada güçlü, iş yerinde güçlü, aile içinde güçlü…
Herkes dimdik.
Herkes “iyiyim.” modunda... 
Ama kimse gerçekten iyi değil.
Güçlü görünmek, çağımızın en ağır maskesi oldu.
Eskiden insanlar yarasını saklamak için susardı, şimdi yara yokmuş gibi davranmak için konuşuyor.
Fotoğraflar filtreli, cümleler cilalı, hayatlar düzenli görünüyor.
Oysa insanın içi çoğu zaman dağınık.
Kırılmak ayıp sayılıyor.
Yorulmak zayıflık.
Vazgeçmek korkaklık.
Bu yüzden herkes bir rolün içinde yaşıyor.
Kimisi “güçlü erkek”, kimisi “her şeyi başaran kadın”, kimisi “asla düşmeyen lider”, kimisi “hep mutlu genç” rolünde.
Ama hiçbir rol, insanın omuzlarına bu kadar ağır gelmemişti.
Özellikle erkekler…
“Adam dediğin dayanır.” cümlesiyle büyütülen çocuklar,
büyüdüklerinde duygularını gömmeyi öğreniyor.
Ağlamayı değil, susmayı.
Konuşmayı değil, içine atmayı.
Sonra yıllar geçiyor; konuşmayı bilmeyen, ama içi dolu adamlar çıkıyor ortaya.
Kadınlar ise başka bir yük taşıyor.
Hem güçlü olacak, hem zarif kalacak.
Hem ayakta duracak, hem kimseyi incitmeyecek.
Hem çalışacak, hem yetişecek, hem anlayışlı olacak.
Herkes için sağlam bir duvar gibi dururken,
kendi içlerinde sessizce çatlıyorlar.
En tehlikelisi de şu:
İnsan bir süre sonra gerçekten güçlü olduğuna inanıyor.
Yorgunluğunu bile hissetmemeye başlıyor.
Duygularını bastırdıkça, onları kaybettiğini zannediyor.
Oysa bastırılan her duygu,
bir gün başka bir yerden çıkıyor.
Tahammülsüzlük olarak.
Ani öfke olarak.
Sebepsiz ağlama olarak.
Gece uykusuzluğu olarak.
En çok da “İyiyim.” kelimesi yoruyor insanı.
Çünkü çoğu zaman o kelime,
“Anlatacak gücüm yok.” demektir.
“Anlaşılmayacağımı biliyorum.” demektir.
“Yine güçlü görünmem gerekiyor.” demektir.
Belki de mesele güçlü olmak değil,
güçlü görünmek zorunda kalmaktır.
İnsan bazen sadece şunu diyebilmeli:
“Bugün iyi değilim.”
Ve bu cümle kimseyi rahatsız etmemeli.
Çünkü insanın en insani hâli, kusurlu ve kırılgan hâlidir.
Gerçek güç;
hiç düşmemek değil,
düştüğünü inkâr etmemektir.
Gerçek güç;
“Yoruldum.” diyebilmektir.
“Canım acıdı.” diyebilmektir.
“Bunu tek başıma taşımak istemiyorum.” diyebilmektir.
Belki de bu çağın en büyük cesareti,
güçlü görünmekten vazgeçmektir.
Çünkü insan, rol yaparken alkış alır;
ama samimi olurken huzur bulur.
Ve huzur, alkıştan daha kıymetlidir.

DİĞER YAZILARI Kalbin Yumuşadığı Ay: Ramazan 01-01-1970 03:00 Haklı Olmak mı Huzurlu Olmak mı? 01-01-1970 03:00 Bilgi ve Tecrübenin Buluşması  01-01-1970 03:00 Tarih Neden Hep Aynı İsimleri Hatırlar? 01-01-1970 03:00 Herkes Konuşuyor  Kimse Dinlemiyor 01-01-1970 03:00 Niyet Temizse Yol Bulunur mu? 01-01-1970 03:00 Karın Öğrettikleri 01-01-1970 03:00 Aklın Bittiği Yerde İnanç Başlar 01-01-1970 03:00 İyiliğe Engel Yok: Bir Hikâyenin İçinden Doğan Yeni Bir Yol 01-01-1970 03:00 Şehirlerin Kalbi Sivil Toplum  01-01-1970 03:00 " İçimizdeki Küçük Tembel ” 01-01-1970 03:00 Sloganlarla Değil, Gerçek Adımlarla Eşitlik 01-01-1970 03:00 Aidiyetin Sesi 01-01-1970 03:00 Bir Hilal Doğdu 01-01-1970 03:00 Bir Çocuğun Gözünden Gazze 01-01-1970 03:00 Kalbin Dili 01-01-1970 03:00 Kötülüğün Gürültüsüne Karşı 01-01-1970 03:00 Özeleştiri Zamanı 01-01-1970 03:00 Osmanlı’dan Günümüze: Birlikte Yaşamanın Sırrı 01-01-1970 03:00 Kudüs’ün Kaderi: Osmanlı’dan İsrail’e 01-01-1970 03:00 Sabır ve İmtihan 01-01-1970 03:00 Kültürümüzün Sessiz Mirası: Dil ve Edebiyat 01-01-1970 03:00 Kervan Yolda Düzülür 01-01-1970 03:00 Hayallerin Umutla Dansı 01-01-1970 03:00 Sessizce Kalbe Sızan Toz: Riyâ 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk: Samimiyet mi, Sıfat mı? 01-01-1970 03:00 Büyümek : Bir Çocuğun En Tatlı Yanılgısı  01-01-1970 03:00 Kudüs: Üç Din, Bir Mücadele 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Tarihin Seyrini Değiştiren Gece 01-01-1970 03:00 Unutulan Değerler: Mahalle Kültürü ve Komşuluk 01-01-1970 03:00 "Her An, Her Yerde İyilik" 01-01-1970 03:00 İyilik Pasif Kalmasın 01-01-1970 03:00 "Bir Ekran Kadar Yakın Bir İnsan Kadar Uzak" 01-01-1970 03:00 Filistin İçin Sustuklarımız: Vicdanın Sınırları 01-01-1970 03:00 Sınırsız İsteklerin Gölgesinde Sınırlı Bir Ömür 01-01-1970 03:00 VEFA NEREDE YAŞAR? 01-01-1970 03:00 Neden yazıyorsun? 01-01-1970 03:00 "Geçmişin Gölgesinde Kalmamak" 01-01-1970 03:00 "Stresten Uzak Huzura Yakın  01-01-1970 03:00 "Dijital Dünyanın Tehlikesi: Dijital Faşizm 01-01-1970 03:00 "Filistine Umut: Yapabileceklerimiz"  01-01-1970 03:00 "Peygamberimiz Ve Engelliler" 01-01-1970 03:00 Ne Verirsen Elinle O Gelir Seninle  01-01-1970 03:00 "Dört Halife Işığında Müslüman" 01-01-1970 03:00 Bir Ses İnsanlık mı dedi ? 01-01-1970 03:00 Işık Hadisesi Etrafında Siirt Ve Kültürel Miras  01-01-1970 03:00 "Sonbahara Doğru" 01-01-1970 03:00 Günümüz Salgını "İsraf" 01-01-1970 03:00 Hiçlik Makamı" 01-01-1970 03:00 Aidiyet ve Toplum 01-01-1970 03:00 Hayır Diyebilme Özgürlüğü 01-01-1970 03:00 İyilik Yap, İyilik Bul! 01-01-1970 03:00 Amalar ve Fakatlar 01-01-1970 03:00 Müjde Mi Vahamet Mi ?  01-01-1970 03:00 "İbrahimce Sadık İsmailce İtaatkar" 01-01-1970 03:00 "Kur'ân'ı Okumak Ve Anlamak" 01-01-1970 03:00 "Dünün Hayalleri Bugünün Teknolojileri" 01-01-1970 03:00 İnsan değişken mi ? 01-01-1970 03:00 Hakimiyet insanda mı doğada mı? 01-01-1970 03:00 Hayatımızdaki sınırlar ve düzenler. 01-01-1970 03:00 Güç kalemde mi kılıçta mı?  01-01-1970 03:00 Zaman mı, İnsan mı ? 01-01-1970 03:00 Samimiyet ve Samimi Niyet 01-01-1970 03:00 "Hayatımızda ki Tercihler" 01-01-1970 03:00 "Kanayan Yaramız  Kudüs" 01-01-1970 03:00 Gönüllülük Ve İnsanımız 01-01-1970 03:00 Bir Sinan Gerek Bir de Süleyman 01-01-1970 03:00 Ah Nerede O Eski Ramazanlar ? 01-01-1970 03:00