Peygamberimizi Tanımak, O’nun Ahlakıyla Yaşamak
Pazartesi günü idrak ettiğimiz Mevlid-i Nebi Haftası, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) dünyaya teşriflerini hatırlamak, O’nun örnek hayatını yeniden okumak ve güzel ahlakını hayatımıza taşımak için önemli bir fırsattır. Bu yıl Mevlid-i Nebi Haftası’nı “Peygamberimiz ve Güzel Ahlak” temasıyla idrak ediyoruz.
Peki, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) nasıl bir insandı? Nasıl yaşadı, insanlara nasıl davrandı ve bizlere nasıl bir hayat örneği bıraktı?
O, El-Emin’di
Peygamber Efendimiz (s.a.s.), 571 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Babası Abdullah’ı doğmadan önce, annesi Âmine’yi ise küçük yaşta kaybetti. Amcası Ebû Tâlib’in himayesinde büyüdü.
Daha peygamber olmadan önce Mekkeliler arasında “el-Emin”, yani güvenilir insan olarak tanınıyordu. İnsanlar mallarını ve değerli eşyalarını ona emanet ediyor, sözünün doğruluğundan şüphe etmiyorlardı.
Bu bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Müslüman, önce güven veren insandır.
O’nun Ahlakı Kur’an’dı
Hz. Muhammed (s.a.s.), 40 yaşında Hira Mağarası’nda ilk vahyi aldı ve insanları Allah’ın birliğine, iyiliğe, adalete ve güzel ahlaka davet etmeye başladı.
Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) ahlakını şöyle övmektedir:
“Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.”
(Kalem, 68/4)
Hz. Âişe’ye (r.anha) Peygamber Efendimiz’in ahlakı sorulduğunda, onun ahlakının Kur’an olduğunu ifade etmesi, Efendimiz’in hayatının Kur’an’ın yaşayan bir örneği olduğunu göstermektedir.
Merhamet Onun Hayatının Merkezindeydi
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) çocuklara sevgiyle yaklaşır, yaşlılara hürmet eder, yoksulları gözetir, yetimlerin hakkını korur ve hayvanlara dahi merhamet edilmesini öğütlerdi.
Kur’an-ı Kerim’de Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
(Enbiyâ, 21/107)
O, kendisine kötülük yapanlara karşı bile merhameti ve affediciliği elden bırakmadı. Mekke’nin fethinde yıllarca kendisine düşmanlık eden insanları bağışlaması, onun engin merhametinin en güzel örneklerinden biridir.
Adalet ve Doğruluk
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) insanlar arasında zengin-fakir, güçlü-zayıf ayrımı yapmadan adaleti gözetti.
Onun hayatında doğruluk, adalet, emanete riayet, sabır, tevazu ve affedicilik hiçbir zaman birbirinden ayrılmadı.
Bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz değerlerin başında da bunlar gelmektedir.
Evimizde, iş yerimizde, ticaretimizde, komşuluk ilişkilerimizde ve sosyal hayatımızda Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) güzel ahlakını yaşatabilirsek Mevlid-i Nebi’yi gerçek anlamda idrak etmiş oluruz.
O’nu Anmak, O’nu Yaşamaktır
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) doğumunu anmak elbette büyük bir sevinçtir. Ancak asıl mesele, O’nu sadece belirli günlerde hatırlamak değil, hayatımızın her alanında örnek almaktır.
Çocuğumuza merhamet ederken, komşumuza iyilik yaparken, ticaretimizde dürüst davranırken, bir yetimin başını okşarken, bir gönlü kırmaktan sakınırken aslında Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) sünnetini yaşatmış oluruz.
Çünkü O, bize yalnızca sözleriyle değil, yaşadığı hayatıyla örnek olmuştur.
Bugün Bize Düşen Görev
Mevlid-i Nebi Haftası vesilesiyle kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) hangi ahlakını hayatıma daha fazla taşıyabilirim?”
Daha doğru konuşabilir miyim?
Daha merhametli olabilir miyim?
Bir gönlü kırmaktan sakınabilir miyim?
Kul hakkına daha fazla dikkat edebilir miyim?
Aileme, komşularıma ve çevremdeki insanlara karşı daha güzel davranabilir miyim?
İşte Mevlid-i Nebi’nin bize bırakacağı en güzel kazanım budur.
Peygamber Efendimiz’i (s.a.s.) sevmek, O’nun adını çokça anmak kadar O’nun ahlakını yaşamakla da mümkündür.
Rabbimiz bizleri Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) sevgisinden mahrum bırakmasın. Güzel ahlakını hayatımıza hâkim kılsın. Bizleri doğruluktan, merhametten, adaletten ve iyilikten ayırmasın.
Allah’ım! Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.s.), aline ve ashabına salât ve selam eyle. Bizleri O’nun güzel ahlakını örnek alan, sünnetini yaşayan ve ümmetine layık kullardan eyle. Âmin.
Haftaya görüşmek dileğiyle dua ile…










