Hac ve Umre Ziyareti Yapanlara Hazret-i İbrahim’in Duâsı
“ihram, kefeni hatırlatır; Arafat mahşeri düşündürür; tavaf ise insanın bütün hayatını Allah’ın rızası etrafında döndürmesi gerektiğini öğretir.”
Mukaddes Toprakların Çağrısı
Yeryüzünde bazı çağrılar vardır ki sadece kulağa değil, doğrudan kalbe ulaşır. İşte hac çağrısı da böyledir. Dünyanın dört bir yanından milyonlarca mümin, aynı niyetle, aynı heyecanla, aynı gözyaşıyla kutsal topraklara yönelir. Her biri bir ömrün duasını gönlünde taşıyarak yola çıkar. Beyaz ihramlar içinde makamdan, mevkiden, zenginlikten ve dünyalık unvanlardan sıyrılarak sadece kul olmanın şuuruyla Kâbe’ye yürür. O anda dillerden yükselen tek nida vardır: “Lebbeyk Allahümme lebbeyk…” Yani: “Buyur Allah’ım, buyur; emrine geldim.”
Hacı Adaylarının Yolculuğu
Bu günlerde kutsal topraklara giden hacı adaylarımızın yolculukları devam ediyor. Kurada ismi çıkan kardeşlerimiz büyük bir sevinç ve tarifsiz bir huzur içinde bu farizayı yerine getirmek üzere yola çıkıyor. Nice yıllar bekleyip dua edenler, gözyaşlarıyla vedalaşıp mukaddes beldelere ulaşıyor. Rabbimiz, kurada ismi çıkmayanlara, gitmeyi arzulayıp da henüz nasip olmayanlara da en kısa zamanda bu mübarek yolculuğu lütfeylesin.
Hazret-i İbrahim’in Duâsı
Hac ve umre niyetiyle o mübarek topraklara ayak basanlar, İbrahim -aleyhisselâm-’ın şu duasına ortak olurlar:
“Yâ Rab! Günahlarımızı bağışla, affet! Sen en büyük Rahmân ve Rahîm’sin. Yâ Rab! Benim evlâdımı da benim yoluma, benim dinime bağlı kullardan eyle.”
Bu dua, hac ve umre yolculuğuna çıkan müminlerin gönüllerini huzurla doldurur. O mübarek beldeleri ziyaret edenler, hem ibadetlerini yerine getirmenin sevincini yaşar hem de bu kutsal mekânlara duydukları özlemle kalplerini derin bir manevi heyecan kaplar.
Haccın Farziyeti
Rabbimiz, haccın farz oluşunu ayette açıkça şöyle buyurmuştur:
“Yoluna gücü yetenlerin Beyt’i haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.”
(Âl-i İmrân, 3/97)
Bu ayet, haccın maddî ve bedenî imkânı olan her Müslümana ömürde bir kez farz olduğunu bildirir. Hac sadece bir yolculuk değildir; insanın kendisini, günahlarını, acziyetini ve Rabbine kulluğunu yeniden hatırladığı büyük bir arınmadır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) de hac ile ilgili şöyle buyurmuştur:
“İslam beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, ramazan orucunu tutmak ve gücü yeten için haccetmek.”
Bir başka hadisinde ise şöyle buyurmuştur:
“Kim Allah için hacceder, kötü söz ve davranışlardan sakınırsa annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olarak döner.”
Haccın Hikmeti
Hac, ümmet olmanın en güçlü tablosudur. Aynı kıbleye yönelen, aynı duayı eden, aynı ihramı giyen milyonlar; zengin-fakir, genç-yaşlı, makam sahibi ya da sıradan insan fark etmeksizin tek safta buluşur. Orada herkes eşittir. Çünkü ihram, kefeni hatırlatır; Arafat mahşeri düşündürür; tavaf ise insanın bütün hayatını Allah’ın rızası etrafında döndürmesi gerektiğini öğretir.
Bir Menkıbe: Hasretle Bekleyen İhtiyar
Rivayet edilir ki yaşlı bir adam yıllarca hacca gitmek için para biriktirmiştir. Her yıl “Belki bu sene nasip olur” diyerek umut etmiş, fakat çeşitli sebeplerle gidememiştir. Bir gün komşuları hacca hazırlanırken o yine gidememenin hüznüyle gözyaşı dökmüş ve şöyle dua etmiştir:
“Allah’ım! Ben yürüyemedim ama gönlüm Kâbe’nin kapısındadır. Ayaklarım burada, kalbim Beytullah’tadır.”
O gece rüyasında komşusunu Arafat’ta vakfeye durmuş halde görmüş. Sabah olunca bu durumu âlimlere anlatmışlar. Onlar şöyle demiş:
“Nice insan bedeniyle hacca gider ama gönlü dünyadadır. Nice insan da gidemez ama kalbi Kâbe’dedir. Allah kalplere bakar.”
Bugün İçin Düşünmek
Şu günlerde hacı adaylarını görünce sevinmek, onlar için dua etmek ve kendimiz için de bu arzuyu diri tutmak gerekir. Çünkü Kâbe’ye gitmek sadece bir seyahat planı değildir; Rabbin davetine icabet etmektir. Kura sonucu ismi çıkan kardeşlerimizin sevinci hepimizin sevincidir. İsmi çıkmayanlar ise ümitsiz olmasın. Her gecikme mahrumiyet değildir; bazen Rabbimiz en güzel vakti hazırlıyordur.
Belki bugün gidemeyen bir kul, sabırla yaptığı dualar sayesinde yarın Ravza-i Mutahhara’da secdeye kapanacaktır. Yeter ki kalpte o hasret sönmesin.
Dua
Allah’ım! Kutsal topraklarda bulunan hacılarımızın ibadetlerini kabul eyle. Onların tavafını, sa’yini, dualarını ve gözyaşlarını makbul eyle. Günahlarını bağışla, sağlık ve afiyet içinde memleketlerine dönmelerini nasip eyle.
Allah’ım! Kura sonucu ismi çıkmayanlara, gitmek isteyip de imkân bulamayanlara da en kısa zamanda Mekke’yi, Medine-i Münevvere’yi ve Mescid-i Nebevî’yi görmeyi nasip eyle.
Kalplerimizi Kâbe’ye yönelen gönüllerden, dillerimizi “Lebbeyk Allahümme lebbeyk” diyen kullarından eyle. Âmin.
Haftaya görüşmek dileğiyle inşallah…













