SABIR ACIDIR MEYVESİ TATLIDIR
Hayat bazen bir kapının kapanmasıyla başlar imtihanına…
Bazen bir hastane odasında, bazen bir bekleyişte, bazen de içe atılan bir “ah” ile…
İnsan en çok da çaresiz kaldığında kendini tanır.
Ne kadar dayanabildiğini, ne kadar teslim olabildiğini, ne kadar sabredebildiğini…
İşte o anlarda kalbin dilinden tek bir hakikat yükselir: Sabır…
Evet… Sabır acıdır… ama meyvesi tatlıdır.
SABIR KUR’ÂN’DA BİR MÜJDEDİR
Kur’ân-ı Kerîm’de sabır, müminin hayatını ayakta tutan en büyük dayanaklardan biridir.
“Sabır” kökünden türeyen kelimeler Kur’ân-ı Kerîm’de 100’den fazla yerde geçmektedir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır : “Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın… ki kurtuluşa eresiniz.”
(Âl-i İmrân, 200)
Ve yine: “Sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak verilecektir.”
(Zümer, 10)
Bu müjde şunu anlatır bize:
Hiçbir acı, hiçbir bekleyiş, hiçbir gözyaşı karşılıksız değildir.
HASTALIKTA VE ZOR ZAMANLARDA SABIR
İnsanın en çok zorlandığı anlar; hastalık, darlık ve çaresizlik anlarıdır. Beden yorulur… kalp daralır… umut azalır…
Ama mümin bilir ki bu hâller boşuna değildir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Andolsun sizi biraz korku, açlık ve eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele.”
(Bakara, 155)
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ise şöyle müjde veriyor :
“Müminin başına gelen her sıkıntı, hatta ayağına batan diken bile günahlarına kefaret olur.” (Buhârî, Müslim)
Geceler uzun olabilir…
Ey gönlü daralan, içi sıkılan kardeşim…
Bil ki çektiğin her ağrı, sabrettiğin her an seni Rabbine yaklaştırır.
Geceler uzun olabilir… ama sabah mutlaka doğar.
Unutma:
Hastalık bir son değil… çoğu zaman bir arınmadır.
Zorluk bir ceza değil… çoğu zaman bir rahmettir.
SABIR ÜZERİNE BİR MENKIBE
Rivayet edilir ki; büyük âlimlerden biri ağır bir hastalığa yakalanır. Günlerce yatağından kalkamaz.
Talebeleri yanına gelir ve derler ki:
“Efendim, bu kadar acıya nasıl sabrediyorsunuz?”
Âlim gözlerini hafifçe açar ve şöyle der:
“Ben bu acıya değil, Rabbimin bana verdiği değere bakıyorum.”
Talebeleri şaşırır:
“Bu nasıl bir değerdir?”
Âlim şu ibretli cevabı verir:
“Eğer Rabbim beni unutmuş olsaydı, beni imtihan etmezdi. Bu hastalık, O’nun beni hatırladığının işaretidir.”
İşte sabır… Acıya değil, hikmete bakabilmektir.
DUA
Allah’ım…
Kalplerimize sabır, gönüllerimize metanet ihsan eyle.
Bizi musibet karşısında isyan edenlerden değil, sabreden kullarından eyle.
Ya Rabbi…
Hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva, sıkıntıda olanlara ferahlık ihsan eyle.
Çekilen acıları günahlarımıza kefaret, sabrımızı ise bize rahmet vesilesi eyle.
Rabbim…
Bize sabrın güzelliğini, neticesinin tatlılığını tattır.
Bizi sabreden kulların zümresine dâhil eyle.
Âmin.
Haftaya görüşmek dileğiyle dua ile inşallah…
















