Ömürden Eksilen Bir Yaprak
İnsan, çoğu zaman farkına varmadan ömründen harcar. Takvimden düşen her yaprak, aslında sadece bir günün değil; dönüşü olmayan bir anın geride kalışıdır. Dün “yarın yaparım” dediğimiz nice iş, bugün “keşke”ye dönüşür. Zaman sessizdir; ne geldiğini haber verir ne de giderken ardına bakar. İşte tam da bu yüzden mümin, vakti yalnızca geçiren değil; vakti değerlendiren kişidir. Hayat dediğimiz bu emanet yolculukta, her nefes bir imtihan, her gün bir muhasebedir.
Yaşam Sayfasından Bir Yaprak Kopardık…
Miladi Yeni yıla girdik. Allahu Teâlâ’nın insana lütfettiği en kıymetli nimetlerden biri şüphesiz ki vakittir. Vakit; durdurulamayan, geri alınamayan ve telafisi olmayan bir sermayedir. Günün, ayın veya yılın sona ermesi; ömür defterimizden bir yaprağın daha kopması demektir.
Yüce Rabbimiz’in bizlere bahşettiği en büyük nimetlerden biri de var olmamızdır. Bu varlık, imanla anlam bulur; ibadetle değer kazanır. Hayat nimetinin farkında olarak, ömrümüzü hayırlı ve bereketli kılmak için gayret göstermeliyiz. Zira insan, kendisine verilen ömürden sorumludur.
Vakit Nakit mi?
Müslüman için zaman, sadece geçen saatler değildir; zaman, ahireti inşa eden tuğlalardır. Allahu Teâlâ ayı ve güneşi vakti ölçmemiz için yaratmıştır. Ancak asıl mesele, ölçtüğümüz bu vakti nasıl değerlendirdiğimizdir. Sayılı nefeslerimizi Allah’ın rızasına uygun bir şekilde mi harcıyoruz, yoksa farkına varmadan tüketiyor muyuz?
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul. Ve yalnız Rabbine yönel.” (İnşirah, 7-8)
Bu ayet, mümine tembelliği değil; bilinçli bir gayreti öğretir.
Beş Şeyin Değerini Bilmek
Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise vaktin kıymetini şu veciz sözlerle hatırlatır:
“Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil: İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hastalık gelmeden önce sağlığın, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, meşguliyet gelmeden önce boş vaktin ve ölümden önce hayatın.”
İslam âlimleri vakti, tükenen bir sermayeye benzetmiştir. Ömür, güneşte eriyen bir buz gibidir; tutuldukça azalır. Bu sermayeyi hayırsız işlerde tüketen, sonunda büyük bir pişmanlıkla baş başa kalır.
İbretli Bir Menkıbe
Rivayet edilir ki Hasan-ı Basrî Hazretleri’ne bir adam gelerek:
“—İnsanlar neden nasihatlerden etkilenmiyor?” diye sorar.
Hasan-ı Basrî Hazretleri şu hikmetli cevabı verir:
“—Çünkü ölümü dilinizle söylüyor, ama kalbinizle kabul etmiyorsunuz. Ölümle yüzleşmeden geçen her gün, insanı gaflete biraz daha alıştırır.”
Gerçekten de insan, öleceğini bilir ama yaşayacakmış gibi davranır. İşte vakit, bu gafletin en sessiz şahididir.
Yeni yıl muhasebe vakti olmalı…
Toplumumuzda “yılbaşı” adı altında yapılan birçok uygulamanın ne inancımızda ne de kültürümüzde yeri vardır. Mümin için yeni bir yıl; eğlence değil, muhasebe vaktidir. Geçen yılın hesabını yapmak, hatalardan tövbe etmek ve yeni bir sayfayı Allah’ın rızasına uygun açmak gerekir.
Dua ile Son
Allah’ım!
Bize verdiğin vakti hakkıyla değerlendirmeyi nasip eyle.
Gafletle geçen anlarımızı bağışla, hayırla dolu bir ömür ihsan eyle.
Gençliğimizi ibadetle, sağlığımızı şükürle, ömrümüzü salih amellerle bereketlendir.
Bizleri vakit nimetinin kıymetini bilen, her günü ahiret azığına dönüştüren kullarından eyle.
Haftaya görüşmek dileğiyle…
Selam ve dua ile.















