TEMİZLİK İMANDAN GELİR
Temiz Bir Şehir, Temiz Bir Vicdanın Aynasıdır
Sabah evimizden çıktığımızda tertemiz sokaklar görmek isteriz. Çocuklarımızın oynadığı parkların temiz olmasını, dinlendiğimiz bahçelerin huzur vermesini arzu ederiz. Ancak çoğu zaman temiz bir çevrede yaşamak istememize rağmen çevreyi temiz tutma sorumluluğunu başkalarından bekleriz.
Oysa İslam'a göre temizlik sadece belediyelerin, kurumların veya görevlilerin işi değildir. Temizlik; her Müslümanın Allah'a, topluma ve çevreye karşı yerine getirmesi gereken bir kulluk görevidir. Bir yere çöp atmamak, yere düşen bir atığı kaldırmak, ortak kullanım alanlarını temiz bırakmak bazen bir ibadet kadar değerli olabilir.
Çünkü Müslüman, yaşadığı yeri güzelleştiren insandır. O bulunduğu yere yük değil, değer katar. Çevresine rahatsızlık veren değil, çevresine huzur veren kişidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Temizlik imanın yarısıdır." (Müslim, Tahâret, 1)
Bu hadis-i şerif, temizliğin İslam'daki yerini en güzel şekilde ortaya koymaktadır. Mümin hem bedenini hem elbisesini hem de yaşadığı çevreyi temiz tutmakla yükümlüdür.
İslam Temizliğe Büyük Önem Verir
Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
"Şüphesiz Allah, çok tövbe edenleri ve çok temizlenenleri sever." (Bakara, 2/222)
Bir başka ayette ise:
"Elbiseni temiz tut." (Müddessir, 74/4)
buyrularak maddi ve manevi temizliğin önemine dikkat çekilmiştir.
İslam medeniyetinin kurulduğu şehirlerde camiler, çeşmeler, sokaklar ve çarşılar temizliğin sembolü olmuştur. Tarih boyunca Müslümanlar yaşadıkları beldeleri temiz tutmayı bir ibadet anlayışıyla yerine getirmişlerdir.
Çevreyi Kirleterek kimsenin Hakkına Girmeyelim
Çevre temizliği sadece estetik bir mesele değildir. Yerlere atılan çöpler görüntü kirliliğine neden olduğu gibi insan sağlığını da tehdit eder. Gelişigüzel bırakılan plastikler yıllarca doğada yok olmaz. Cam kırıkları insanların ve hayvanların yaralanmasına sebep olabilir. Yiyecek atıkları ise kötü kokuya ve hastalıklara yol açabilir.
Bu nedenle çevreyi kirletmek yalnızca bir görgü eksikliği değil, başkalarına zarar verdiği ölçüde kul hakkına da dönüşebilir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.):
"Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir." buyurmuştur.
Öyleyse çevremize verdiğimiz zararları da düşünmek zorundayız.
Parkları ve Bahçeleri Temiz Bırakalım
Özellikle yaz aylarında ailelerimizle birlikte parklarda, mesire alanlarında ve bahçelerde vakit geçiriyoruz. Ne yazık ki bazen kalkıp giderken arkamızda plastik şişeler, çekirdek kabukları, kâğıtlar ve çeşitli çöpler bırakabiliyoruz.
Oysa bir Müslüman, bulunduğu yeri kirleterek değil güzelleştirerek ayrılır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.):
"Yoldan eziyet veren şeyi kaldırmak sadakadır." (Buhârî, Mezâlim, 25) buyurmuştur.
Yoldaki taşı kaldırmayı sadaka sayan bir dinin mensupları olarak yere çöp atmayı nasıl normal görebiliriz?
Bugün çocuklarımızın oynadığı bir parkı kirletmek, yarın kendi çocuklarımızın kirli bir çevrede yaşamasına sebep olacaktır.
Çocuklara Temizlik Bilinci Kazandırmalıyız
Eğitim ailede başlar. Çocuklar söylenenleri değil, gördüklerini daha çok öğrenirler.
Anne ve babasının yere çöp attığını gören bir çocuk bunu normal kabul eder. Buna karşılık çöplerini çöp kutusuna atan, piknik yaptığı alanı temiz bırakan anne ve babayı gören çocuk da aynı hassasiyeti kazanır.
Bu nedenle çocuklarımıza sadece temizlikten bahsetmek değil, temizlik konusunda örnek olmak zorundayız.
Temizlik Kapı Önünden Başlar
Eskiden büyüklerimiz sabah erkenden kapılarının önünü süpürür, sokağın temizliğine özen gösterirdi. Çünkü onlar mahallenin temizliğini kendi sorumluluklarının bir parçası olarak görürlerdi.
Halk arasında sıkça söylenen:
"Kapısının önü temiz olanın evi de temizdir."
sözü aslında büyük bir hayat dersidir.
Dış dünyamıza gösterdiğimiz özen, iç dünyamızın da bir göstergesidir.
Hazreti Ömer'in Hassasiyeti
Ömer bin Hattâb döneminde kamu mallarına ve ortak kullanım alanlarına büyük önem verilirdi. Rivayetlere göre Hazreti Ömer, insanların kullandığı yolların ve meydanların temiz tutulmasını ister, toplumun huzurunu bozacak davranışlara müsaade etmezdi.
Çünkü güçlü toplumlar, sorumluluk sahibi bireylerden oluşur.
İbretlik Bir Menkıbe
Anlatılır ki bir veli zatın talebeleri onun her gün avluyu süpürdüğünü görürler ve sebebini sorarlar.
Veli zat şöyle der:
"Evlatlarım, süpürdüğüm yalnızca toprağın kiri değildir. İnsan çevresini temizlerken gönlünü de temizler. Çevresindeki kirliliğe alışan kişi zamanla kalbindeki kusurları da göremez hale gelir."
Bu söz bize temizliğin sadece beden ve çevre temizliği olmadığını, aynı zamanda bir ahlak ve karakter eğitimi olduğunu öğretmektedir.
Şehrimiz aynamız olsun….
Yerlere rastgele çöp atmayalım. Parklardan ve bahçelerden ayrılırken çöplerimizi toplayalım. Evimizin önünü, sokağımızı, mahallemizi ve şehrimizi temiz tutalım.
Unutmayalım ki temiz sokaklar önce temiz vicdanlarda başlar. Çevresine sahip çıkan insan, aslında geleceğine sahip çıkmaktadır.
Temizlik imanın yarısıdır; çevreyi korumak ise bu imanın hayata yansıyan en güzel göstergelerinden biridir.
Dua
Allah'ım! Bedenlerimizi, kalplerimizi, evlerimizi ve şehirlerimizi temiz eyle.
Bizleri temizliği seven, çevresini koruyan, emanete riayet eden kullarından eyle.
Çocuklarımıza güzel ahlak, toplumumuza çevre bilinci, memleketimize huzur ve bereket nasip eyle.
Yeryüzünü kirletenlerden değil, onu güzelleştirenlerden olmayı bizlere nasip eyle.
Âmin.
Haftaya görüşmek dileğiyle dua ile inşallah…
















