ÖFKE ANINDA MÜMİNİN TAVRI
Gerçek güç, başkasını yenmek değil, öfke anında nefsine hâkim olabilmektir.
İnsan bazen bir öfke anında yılların hatırını silebilir, bir cümleyle bir gönlü yaralayabilir, bir davranışla telafisi zor kırgınlıklara sebep olabilir. Öfke, kontrol edilmediğinde insanın aklını susturur, vicdanını gölgeler ve onu pişman olacağı davranışlara sürükler. Oysa müminin asıl gücü, öfkelendiğinde sesini yükseltmekte değil, nefsine hâkim olabilmektedir. Çünkü bazen susmak konuşmaktan, affetmek hesap sormaktan, sabretmek ise öfkeye yenilmekten çok daha büyük bir erdemdir.
Yüce Rabbimiz, dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmıştır. Bu imtihan içerisinde insan bazen haksızlığa uğrar, bazen incinir, bazen de hiç beklemediği davranışlarla karşılaşır. İşte böyle zamanlarda müminin tavrı; öfkesine teslim olmak değil, sabır ve güzel ahlakla hareket etmektir.
Öfke Bir Duygu, Kontrolü Bir Erdemdir
Öfke, insanın yaratılışında bulunan doğal bir duygudur. Önemli olan hiç öfkelenmemek değil, öfkenin esiri olmamaktır. Çünkü kontrol edilmeyen öfke, aklı ve sağduyuyu gölgeler. İnsan, bir anlık kızgınlıkla söylememesi gereken sözleri söyleyebilir, yılların dostluğunu bitirebilir, aile yuvasını sarsabilir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) gerçek pehlivanı şöyle tarif etmiştir:
“Güçlü kimse, güreşte rakibini yenen değil, öfke anında kendisine hâkim olan kimsedir.” (Buhârî, Edeb, 76; Müslim, Birr, 107.)
Demek ki gerçek güç, başkasına üstün gelmek değil, insanın kendi nefsine üstün gelebilmesidir.
Peygamberimizin Öfke Karşısındaki Tavsiyeleri
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'den kendisine nasihat etmesini isteyen bir sahabiye, “Öfkelenme!” buyurmuş, bu tavsiyesini birkaç kez tekrarlamıştır. (Buhârî, Edeb, 76.)
Bu kısa ama anlamı büyük nasihat, müminin hayatına ışık tutmaktadır.
Öfkelendiğimizde öncelikle şeytanın vesvesesinden Allah'a sığınmalıyız. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (A'râf, 7/200.)
Ayrıca öfke anında abdest almak, ayaktaysak oturmak, oturuyorsak uzanmak Peygamberimizin tavsiye ettiği davranışlardandır. Böylece öfkenin etkisiyle acele karar vermekten ve kırıcı sözler söylemekten uzaklaşabiliriz.
Öfkesini Yenen, Gönülleri Kazanır
Yüce Rabbimiz, Kur'an-ı Kerim'de takva sahiplerinin özelliklerini anlatırken şöyle buyurmuştur:
“Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allah, güzel davrananları sever.” (Âl-i İmrân, 3/134.)
Bu ayet, öfkeyi yenmenin ve affedici olmanın Allah katındaki değerini açıkça ortaya koymaktadır.
İnsan bazen haklı olduğu hâlde tartışmayı uzatmamalı, gücü yettiği hâlde intikam almak yerine affetmeyi seçmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Ben, haklı bile olsa tartışmayı terk eden kimseye cennetin kenarında bir köşk verileceğine kefilim.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 7.)
Çünkü her tartışmayı kazanmak zorunda değiliz. Bazen bir gönlü incitmemek, haklı çıkmaktan çok daha değerlidir.
Önce Düşünelim!
Hayat kısa, gönüller ise kırılgandır. Bir anlık öfkeyle söylenen sözler, yıllarca unutulmayan yaralara dönüşebilir. Bu nedenle öfkelendiğimizde konuşmadan önce düşünelim, karar vermeden önce bekleyelim, karşımızdakini incitmeden önce kendimizi onun yerine koyalım.
Unutmayalım ki öfkesini yenebilen insan güçlü, affedebilen insan ise gönül kazanabilen insandır.
Dua
Yüce Rabbim! Kalplerimizi kin, nefret ve düşmanlıktan arındır. Bizlere öfkesine hâkim olan, nefsini terbiye eden, dilini kötü sözden koruyan kullarından olmayı nasip eyle.
Allah'ım! Ölmüşlerinizi rahmet, Ailelerimize huzur, yuvalarımıza muhabbet, gönüllerimize merhamet ver. Bizleri insanları affeden, güzel ahlakıyla örnek olan ve Senin rızanı kazanan kullarından eyle.
Âmin.
Haftaya başka bir konuda yeniden buluşmak dileğiyle…