Medeniyet Sadece Bina mı, Ya Ahlâk?
“Medeniyetler binalarla değil, güzel ahlâklı insanlarla yükselir; ahlâk çöktüğünde ise en güçlü toplumlar bile ayakta kalamaz.”
Şehirler yükseliyor… Gökdelenler gökyüzüne uzanıyor, yollar genişliyor, köprüler kuruluyor, teknoloji her geçen gün hayatımızı kolaylaştırıyor. Bunların hepsi elbette bir medeniyet göstergesidir. Ancak asıl soru şudur: Bütün bu gelişmeler insanı da güzelleştiriyor mu?
Çünkü medeniyet, yalnızca betonun yükselmesi değil; vicdanın, merhametin ve ahlâkın da yükselmesidir. Eğer binalar yükselirken insanlık geriliyorsa, o toplum gerçek anlamda medeniyete ulaşmamıştır.
Kur’an’ı Kerim’in İnşa Ettiği Medeniyet
Yüce Allah, sevgili Peygamberimiz hakkında şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)
Resûlullah Efendimiz (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur:
“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta’, Hüsnü’l-Hulk, 8)
Bir başka hadis-i şerifte ise:
“Müminlerin iman bakımından en olgun olanı, ahlâkı en güzel olanıdır.” (Tirmizî, Radâ, 11)
Bu hadisler bize gösteriyor ki İslam’ın hedefi iyi ve takvalı insanlar yetiştirmekle birlikte ; aynı zamanda güven veren, merhamet eden, doğruluktan ayrılmayan ve kul hakkına riayet eden insanlar yetiştirmektir.
Bir Menkıbe: Asıl Fetih Gönüllerin Fethidir
Anlatılır ki bir tüccar, dürüstlüğü ve güzel ahlâkıyla tanınırdı. Bir gün müşterilerinden biri, aldığı malın parasını yanlışlıkla fazla verdi. Tüccar bunu fark edince müşterisinin peşinden koşarak fazla parayı iade etti.
Bunu gören bir genç hayretle sordu:
“Bu kadar para senin olabilirdi. Neden geri verdin?”
Tüccarın cevabı ibretlikti:
“Bir günlük kazanç için ömür boyu taşıyacağım vicdanımı satamam.”
İşte medeniyet budur. İnsanların birbirine güven duyduğu, emanetin korunduğu, doğruluğun kazançtan üstün tutulduğu bir hayat…
Bugünün Aynası
-Bugün teknoloji gelişti; fakat gönüller aynı hızla güzelleşmedi.
-Evler büyüdü, aile sofraları küçüldü.
-İletişim araçları çoğaldı, hâl hatır soran azaldı.
-Sosyal medyada binlerce takipçimiz var; ama gerçek dostlarımız azaldı.
Trafikte en küçük bir hatada öfkeye kapılıyoruz. İş hayatında bazen dürüstlüğü ikinci plana atabiliyoruz. Komşumuzun derdini sormaya vakit bulamazken saatlerce telefon ekranına bakabiliyoruz.
Çocuklarımız bizden nasihatten çok örnek bekliyor. Eğer biz doğruluğu yaşayabilirsek onlar da doğru olacaktır. Eğer biz merhameti kuşanırsak onlar da merhameti öğrenecektir.
Unutmayalım ki kırılan bir kalbi onarmak yıllar alabilir; onu incitmek ise birkaç saniye sürer.
Kendimize Soracağımız Sorular
İnsanlar beni gördüğünde güzel ahlâkı mı hatırlıyor? Dilim gönül mü yapıyor, gönül mü yıkıyor? Komşularım bana güveniyor mu? Ticaretimde ve işimde doğruluktan ayrılıyor muyum? Çocuklarıma sözümle mi, yoksa yaşayışımla mı örnek oluyorum?Bu soruların cevabı, gerçek medeniyet seviyemizi de ortaya koyacaktır.
Büyük binalar mı, Gönül mü?
Bir toplumun gücü; binalarının yüksekliğiyle değil, insanlarının dürüstlüğüyle ölçülür. Güzel ahlâkın hâkim olduğu yerde adalet vardır, huzur vardır, güven vardır. Ahlâkın çöktüğü yerde ise en gösterişli şehirler bile ruhunu kaybetmeye mahkûmdur.
Geride bırakacağımız en büyük miras; makamlarımız, servetimiz veya inşa ettiğimiz binalar değil, insanların gönlünde bıraktığımız güzel izler olacaktır.
Dua
Allah’ım! Kalplerimizi kin, kibir, haset ve öfkeden arındır. Bizlere doğruluğu, merhameti, sabrı, affediciliği ve güzel ahlâkı nasip eyle. Dilimizi yalandan, elimizi haksızlıktan, gönlümüzü kibirden muhafaza eyle. Bizleri Resûlullah Efendimizin ahlâkıyla ahlâklanan kullarından eyle. Ailelerimize huzur, gençlerimize edep, büyüklerimize sağlık ve afiyet ihsan eyle. Ülkemize birlik, beraberlik ve kardeşlik lütfeyle. Bizleri dünyada güzel ahlâkla yaşayan, ahirette de Peygamber Efendimize komşu olan kullarından eyle.
Haftaya görüşmek dileğiyle dua ile inşallah.