Siirt Haber / Siirt Pusula Haber
HV
25 ŞUBAT Çarşamba 05:03

Misafir Kalemimiz inşaat teknikeri Mehmet Şirin Yıldız

Herkesin yükü kendine ağır.

GENEL
Giriş Tarihi : 21-01-2026 12:19
Misafir Kalemimiz inşaat teknikeri Mehmet Şirin Yıldız

Herkesin yükü kendine ağır.

 

Kimi hem ana hem baba olur evladına. Kimi anasız babasızlığın koynunda büyür. Kiminin uzansa tutulacaktır eli, kiminin elini tutacak yoktur kimsesi. Kimi yoklukta yaşar darlığı, kiminin varlık içindedir darlığı.

 

Sahi ölüm ne demekti?

 

Vakti saati geldiğinde gitmekti.

 

Sevdiklerini, malını mülkünü, eşini dostunu, işini, her şeyini bırakıp gitmekti. Kirli çorabını bile götüremiyorsun yanında. Öylece çekip gidiyorsun.

 

“Vadesi bitti, gitti” diyorlar.

 

İnsan kendine nasıl kıyabilir ki?

 

İnsan kendini kendisi nasıl yok edebilir?

 

Son zamanlarda intihar vakaları o kadar arttı ki… Eskiden ayda yılda bir duyardık, intihar etti diye şaşırırdık. Şimdi günde üç dört kişinin intihar ettiği haberini duyar olduk.

Genci, yaşlısı, kadını, erkeği fark etmiyor. Herkesin kendince bir sebebi, bir bahanesi var.

Aşk acısı mı? Ayrılık mı? Aldatılmak mı? Maddi sıkıntılar mı? Borç batağı mı? Sanal bahisler mi? Kumar mı? Uyuşturucu mu? Akran zorbalığı mı? Şiddet mi? İşsizlik mi? Influencer olma hayali mi? Kötü karne mi?

En zor gecenizi düşünün. Sabah olmadı mı? O zaman hâlâ umut var demektir. Konuşun, paylaşın dertlerinizi, duygularınızı. Utanmayın, sıkılmayın. Bazı duygular paylaşıldıkça azalır, çözülür. Bazen bir sarılmak, bazen bir öpücük, bazen aramak, konuşmak, dinlemek hayat kurtarabilir.

Teknolojinin gelişmesi hayatımızda kolaylıklar sağlarken birçok hayatı da yok ediyor. Eskiden “Zor görmeden lor yenmez” derlerdi. Şimdi oturduğumuz yerden zengin olmak, bol para kazanmak, harcamak, gösterişli bir hayat yaşamak istiyoruz. Zengin olmak istiyoruz ama çalışmadan.

 

Telefonların içine gömülmüş, bahis oynayanlar; kumar yüzünden her şeyini kaybedenler… Bu durum sadece oynayanı değil etrafını da yakıyor. Anne babadan mallar, paralar alınıyor, eşinin altınları teker teker gidiyor.

 

Uyuşturucu kimleri mahvetmemiş ki? Kimler gözaltına alındı, kimler tutuklandı.

Uyuşturucuyu da sigara gibi normalleştirmeye çalışıyorlar. Okul önlerine kadar indi.

Çocuklarımızı elimizden alıp yok ediyorlar. TikTok’ta tıklanalım diye insanların düştüğü rezillikler diz boyu. Hani aile yapımızla övünen bir millettik biz? Nerede o masum ailelerimiz?

Böyle devam ederse aile diye bir şey kalmayacak.

“Asım’ın nesli” diye anlatırdık gençlerimizi. Hani neredesiniz Asım’ın nesli? “Çok ararsınız eski günleri” derlerdi. Demek ki bu yüzdenmiş.

Kimi bulduğu işi beğenmiyor, kimi hak etmediği işte çalışıyor.

Liyakatsizler çalışırken diplomalılar ortada geziyor. Adalet nerede?

Televizyonlarda, sosyal medyada; eğitici bir şeymiş gibi kimin kimle olduğu belli olmayan, garip, abuk sabuk ilişkiler örnek gösterilircesine, özendirircesine seyrettiriliyor.

Akran zorbalığı diye yeni bir şiddet konumuz daha oldu. Çocuğunuzdan bihaberseniz, nerede ne yapıyor bilmiyorsanız, adam edemeyecekseniz yapmayın kardeşim çocuk.

Hangi ana baba yan baktın kavgasında çocuğu öldürülsün ister? Bir çocuk kolay mı yetişiyor? Bir ana kuzusunu başka bir ana babanın çocuğu katlediyor.

 

Bunlar henüz çocuk. Sonra da bunlara “suça sürüklenen çocuk” deniyor. Bence bu çocuklar suçu sürüklüyor. Çocuk da olsa bir canı alabiliyorsa, vahşi bir duyguyla bunu yapıyorsa bunun bedelini ödemeliler.

 

Mecliste her şey için komisyon kuruluyorken intiharlara da bir el atılsa, birileri elini taşın altına koysa.

 

Aile Bakanlığımız vardı değil mi?

 

Nerede?

 

Kaç kişinin daha intihar etmesi, kaç kişinin daha öldürülmesi gerekiyor?

 

Herkes konuşuyor ama o kadar.

 

Sivil toplum örgütleri, dernekler, eşitlikler, eşitsizlikler her neyse…

 

Bu insanları dinlese, çare bulsa, yardım etse. İnsanlara kulak verin, dinleyin, derman olun.

SİİRT PUSULA HABERSİİRT PUSULA HABER

YORUMLAR