Perdeye Düşen Şehir

Dr. Serkan GÜN

05-10-2026 11:01

Perdeye Düşen Şehir

Bazı şehirleri hiç gitmeden tanırız. Bir filmin açılış sahnesinde gördüğümüz dar bir sokak, bir dizinin arka planında kalan taş bir avlu, yıllar geçse de aklımızın bir köşesinde durur. Sonra bir gün yolumuz oraya düşer ve tanıdık bir yüzle karşılaşmış gibi oluruz. Turizm literatürü buna film turizmi diyor. Ben daha sade bir ifadeyi seviyorum: İnsan, önce perdede gördüğü yere gitmek ister.

Bu hafta Siirt, 5-9 Ekim 2026 tarihleri arasında dokuzuncu Uluslararası Kısa Film Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Salonlar dolacak, yönetmenler ve oyuncular şehrin sokaklarında dolaşacak. 2018'de başlayan bu serüvenin bugün geldiği yer küçümsenecek gibi değil. Yine de festivalleri izlerken içimde hep aynı soru kalıyor: Gelen misafir Siirt'ten ne götürüyor? 
Çoğu zaman cevap, birkaç gösterim, bir tören ve otelle salon arasında geçen üç beş gün oluyor. 

Oysa bir film festivali, şehrin kendini anlatabileceği en elverişli zemindir. Kamerası, gözü ve hikâye arayan bir merakı olan insanlar zaten buradadır. Onları Ulu Cami'nin avlusuna, Cas evlerinin gölgesine, akşamüstü Botan'ın kıyısına götürmek için büyük bütçelere gerek yok. Biraz niyet, biraz da iyi bir planlama yeter.
Programa eklenecek yarım günlük bir şehir yürüyüşü, Tillo'ya yapılacak kısa bir gezi ya da yerel bir sofrada ağırlanan bir yönetmen, salonda izlenen filmlerden çok daha uzun süre hatırlanır. Daha önemlisi, bu insanlar bir sonraki projelerinde mekân ararken Siirt'i akıllarının bir köşesinde tutar. 

Mardin'in dizilerle kazandığı görünürlüğü hepimiz biliyoruz. Siirt'in taş dokusu, vadileri ve o kendine has ışığı, hikâye anlatmak isteyen biri için en az o kadar cömerttir.

Burada üniversiteye ve yerel yönetime de iş düşüyor. Siirt'te çekilecek kısa filmlere küçük destekler verilebilir, festivale "Siirt'te çekilmiş en iyi film" gibi bir kategori eklenebilir. Şehrin çekim yapılabilecek mekânlarını fotoğraflarıyla, ulaşım ve izin bilgileriyle bir araya getiren basit bir rehber, yapım ekiplerinin önündeki kapıyı aralar. Gençlerin ellerindeki telefonlarla kendi mahallelerini anlatabileceği atölyeler ise bu işin en kalıcı yatırımı olur. Çünkü bir şehri en iyi, orada büyüyen biri anlatır.
Bir film ekibi geldiğinde yalnızca kamera gelmez. Konaklama, yemek, ulaşım, rehberlik derken küçük esnafın da yüzü güler. Ama asıl kazanç bundan daha derindedir. 

Siirt uzun yıllar boyunca çoğunlukla başkalarının cümleleriyle anlatıldı. Kendi hikâyesini kendi sesiyle anlatma fırsatı ise tam şu günlerde, o salonlarda ve o misafirlerin gözünde duruyor.
Perde kapanınca film biter. Şehrin hikâyesi ise iyi anlatıldığı sürece sürer.
Dr. Serkan Gün

DİĞER YAZILARI Raylar İki Yöne Uzanır 01-01-1970 03:00 Sofradan Sınıfa: Yeni Akademik Yılda Gastronomi Eğitiminin Siirt'e Kattığı Değer 01-01-1970 03:00 Ağacın Gölgesinde Bir Sezon: Fıstık Hasadı ve Siirt'in Ekoturizm Fırsatı 01-01-1970 03:00 Destinasyon Yönetiminde Kurumsal Boşluk: Siirt Örneği 01-01-1970 03:00 Tescil Ettik, Peki Sahip Çıkabildik mi? Lezzetin Diplomasisi Üzerine 01-01-1970 03:00 Tandırın Gölgesinde Bir Ağustos 01-01-1970 03:00 Termometreler Yükselirken: Siirt’in Yaz Sıcağında Beslenme Dinamikleri 01-01-1970 03:00 Kurbanın Dumanı Tüterken: Bayram Sofralarının Kaybolan Ruhu 01-01-1970 03:00 Sıfır Atıkla Pişen Gelenek: Siirt Mutfağının Ekolojik Ayak İzi 01-01-1970 03:00 Bu Sofranın Eksiği Yok, Sesi Eksik 01-01-1970 03:00 Siirt’in Kavurucu Sıcağında Sağlıklı Kalmak: Sofradan Suya Uzanan Bir Yaz Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Türk Mutfağı Haftası: Bir Tabaktan Daha Fazlası 01-01-1970 03:00 Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü: İl'in Ekonomisine ve Kültürüne Değer Katan Bir Eğitim Alanı 01-01-1970 03:00 Siirt: Saklı Kalmış Bir Hazinenin Hikâyesi: 01-01-1970 03:00 Bayram Sofralarına Hafif Bir Merhaba: Ramazan Sonrası Beslenme Notları 01-01-1970 03:00