06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta asrın en büyük depremlerden biri oldu. Bu deprem geniş bir coğrafyada büyük zayiat ve yıkıma sebep oldu. Yüz binlerce insan vefat etti, yaralandı veya sakat kaldı. İnsanlar sevdiklerini, akrabalarını, çocuğunu, anne ve babalarını kaybetti. Milyonlarca insan evsiz kaldı veya göç etmek zorunda kaldı. Adeta küçük bir kıyamet yaşandı. Arkasından tarif edilmez acılar, hasretler, unutulmayacak manevi yaralar ve pişmanlıklar biçare beşere miras bıraktı.
Ben de depremden sonra oturdum, derin düşüncelere daldım. Kendi kendime şöyle sordum: Allah’ın (cc) bu kadar rahmeti varken bu büyük musibetler, felaketler ve afetler niçin insanın başına geliyor? Allah’ın şefkat ve merhameti (cc) niye bu tür musibetlere müsaade ediyor? Nasıl oluyor da insan kendisini böyle büyük felaket ve felaketlere müstahak ediyor? Bu sorulara cevap almak için iyice araştırdım ve bazı hakikatlere rast geldim. Yalnız konunun daha iyi anlaşılması için ilk önce Allah’ın rahmet ve keremine değinmekte fayda var.
Allah’ın rahmeti her tarafı kuşatmış. Mevla’mızın bize olan nimetleri o kadar fazladır ki saymakla bitiremeyiz. Onun rahmet denizinden bazı damlalar şunlardır: Allah (cc) bize harika bir şekil, bedenimize müthiş bir nizam vermiş. Yeryüzünü bizim için bir sergi, bir beşik gibi yapmış. Ne kadar ihtiyacımız varsa hepsini yeryüzü sofrasında sermiş. Atmosfer tarafından yağmuru yağdırıp onunla her türlü rızkımızı ve ihtiyaçlarımızı yerden çıkartmış. Güneş’i bir lamba ve ısıtıcı olarak, Ay’ı da bir gece lambası mesabesinde büyük bir nizam ve harika gayeler ile gökyüzüne yerleştirmiş. Anne karnında, hiçbir güç ve irademiz yok iken rızkımızı ağzımızı hareket ettirmeden ihsan etmiş. Dünya imtihanına ayak bastığımızda validelerimiz vasıtasıyla safi, temiz ve mucizevi bir sütü ikram etmiş. Bunlarla beraber bizim için annelerimizin sinelerine büyük bir şefkat ve merhamet yerleştirmiş. Zehirli bir arıdan balı yediriyor ve elsiz bir böcek vasıtasıyla en yumuşak ve kalite bir kumaşı bizim için yaratıyor. Velhasıl Rabbimizden ne istemişsek lütfetmiş hatta istemeyi düşünemediğimiz nihayetsiz ikramları önümüze sermiş.
Peki, bu güneş ve gündüz gibi aşikâr olan Allah’ın rahmet ve şefkati nasıl oluyor da insanların başına gelen bu kadar afet, musibet ve hastalıklarla kabili telif olabiliyor?
Cevap: Allah her şeyi çok amaç ve hikmetlere binaen yaratmış. Kâinatta hangi unsur veya varlık varsa hepsinin bir değil binlerce neticesi vardır. Bütün neticeler gayet güzel ve hayırlıdır fakat aşağıda sıralayacağım sebeplerden dolayı bazen bu neticeler afet, musibet ve nahoş vaziyetleri netice verir. Örneğin ateş, hava, güneş ve yağmur birer unsurdur ve her birisinin binlerce hikmetleri var lakin bazı durumlarda bu unsurlar çirkin ve zararlı sonuçlar doğurabilir. Yağmurun sele, çamura sebep olması, ateşin insanı yakmayı netice vermesi gibi.
- Tedbir ve önlem alınmadığı için afet ve musibet oluyor. Bu konuda Cenabı Allah şöyle buyurmuş: “... Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız. Yaptığınız işleri güzelce yapınız. Muhakkak Allah işini güzel yapanları sever. Başınıza olumsuz her ne gelirse sizin ellerinizle yaptıklarınızdan dolayıdır. Yine de Allah çoğunu affeder. (Yaptığınız hataları bağışlar, sizi hemen cezalandırmaz) İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu...”
- Allah musibet ve felaketlerle kendi kullarını ikaz ediyor veya azaba istihkak kesp edenleri terbiye edip cezalandırıyor. Eski çağlarda insanların başına gelen toplu helakler buna örnektir. Bu konuda Cenabı Allah şöyle buyurmuş: “Karun, Firavun ve Hâmân’ı da (helâk ettik). Ant olsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Hâlbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi. Nitekim onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.”
Zalimler helak olduğunda masumlar, çocuklar da onlarla vefat ederler veya sıkıntılar çekerler. Fakat şu var ki Allah hiç kimseye zulmetmez. Her ne yaparsa güzel yapar. Yaptığı her şey de bir rahmet ve hikmet vardır. Ayet ve hadislere baktığımızda anlarız ki afetlerde iman edenlerin canları manevi bir şehit ve malları ise zekât ve sadaka hükmüne geçiyor. Eğer musibetler sadece suçlularla sınırlı kalsaydı o zaman dünya hayatının imtihan yeri olduğu sırrı bozulacaktı. Herkes ister istemez inanmak zorunda kalacaktı. Bu konuda Cenabı Allah şöyle buyuruyor: “Öyle bir musibetten sakınınız ki geldiği zaman sadece zalimlerle sınırlı kalmaz. (Herkese bulaşır ve herkesi perişan eder.) Biliniz ki şüphesiz Allah’ın azabı çetindir.” Peygamber Efendimiz de (asm) şöyle buyurmuş: "Müslümana, vücuduna batacak bir dikene varıncaya kadar yorgunluk, hastalık, gelecekten kederlenme, geçmişten hüzünlenme, (başkalarından gelen) eza ve iç sıkıntısı isabet ederse, Allah muhakkak bu musibetleri sebebiyle o Müslümanın günahlarından bir kısmına bunları kefaret kılar. Müslümana batacak bir dikene varıncaya kadar herhangi bir musibet isabet ederse, Allah muhakkak o musibete karşılık, onun bir günahını örter."
- Afet ve musibetlerin bir hikmeti de çok güzel ve hayırlı neticelere vesile olmasıdır. Nasıl ki kışın meşakkatinden sonra bahar bütün güzelliği ile gelir, gecenin karanlığından sonra güneş göz kamaştıran aydınlığıyla doğar aynı o şekilde sıkıntı, musibet ve afetler de huzur, hayır ve iyiliklere gebedir. Elbette her bir sıkıntıdan sonra bir ferahlık vardır.
Elhasıl: İnsan aciz, fakir, kusurlu ve zayıf bir mahlûktur. Her daim rabbine muhtaçtır. Bu sebeple kendisini Rabbinin emirlerini teslim etmesi, musibet ve afetlerden ders alması icap eder. Hata ve kusurlarına karşı da tövbe ve istiğfar etmeli ve maddi ve manevi musibetlere giriftar olmaması için elinden gelen her tedbiri almalı. Bu konuda denilmiş ki: “Güzel bir tedbir hayatın yarısıdır.”
Rabbimiz! Musibet ve belalardan ders ve ibret almayı bize müyesser kıl. Bizi musibetlerle cezalandırma. Bizi ve bütün Müslümanları gaflet uykusundan uyandır. Kuran ve Peygamber yoluna severek ittiba etmeyi bize nasip et. Âmin.
Sadullah TAŞAN
Hayata Dokunan Öyküler Kitabından Foliant Yayınevi
SİİRT PUSULA HABER













