Siirt İHH'dan Basın Açıklaması Coğrafyamızda İşgalci İsrail’i ve Amerikan askeri İstemiyoruz

Siirt İHH'dan Basın Açıklaması Coğrafyamızda İşgalci İsrail’i ve Amerikan askeri İstemiyoruz

GENEL - 29-03-2026 19:23 54 kez okundu.

Siirt İHH'dan  Basın Açıklaması Coğrafyamızda İşgalci İsrail’i ve Amerikan askeri İstemiyoruz

Coğrafyamızda İşgalci İsrail’i ve Amerikan askeri İSTEMİYORUZ!

Kıymetli medya mesnupları, haksızlığa sessiz kalmayan ve bölgemizdeki katliamlara ses yükselten vicdan sahibi insanlar;

Bugün burada; işgalci İsrail ile işbirlikçisi ABD’nin bölgemizde yıllardır uyguladığı 'böl, parçala, yut' senaryolarına ve askeri müdahale politikalarına karşı olduğumuzu bildirmek için bir araya geldik. Bizler, bölgemizde yürütülen kirli senaryoları reddediyoruz. Bölge halklarının iradesini yok sayan, sınırları kanla yeniden çizmeyi hedefleyen hiçbir askeri girişimi, işgali ya da saldırıyı kabul etmiyoruz. Kendi topraklarımızda hem işgalci İsrail’i hem de bölgeyi kaos bataklığına çeviren Amerikan askeri varlığını istemiyoruz.

Bu direniş sadece sözde değil, denizde ve karada her adımda sürmektedir. 18 yılı aşkın süredir Gazze’ye uygulanan abluka bugüne dek defalarca, hem karadan hem denizden kırılmaya çalışıldı. Her seferinde de işgal rejiminin hukuksuz müdahalelerine maruz kaldı. Ama bizler sivil yapılanmalar olarak bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu vesileyle, Gazze’deki ablukayı kırmak ve mazlum Filistin halkının nefesi olmak için Özgürlük ve Sumud Filosu Nisan ayında 100’den fazla gemiyle yola çıkacak. Bu filo, sadece insani yardım taşımayacak; aynı zamanda insanlığın onurunu ve bölge halklarının teslim olmayan direniş ruhunu temsil etmektedir. Siyonist kuşatmalara karşı limanlardan yükselen bu irade, işgalin ördüğü duvarları yıkacak en büyük güçtür.

İşgalin bir diğer karanlık yüzü ise kutsallarımıza uzanan ellerdir. Bugün itibarıyla tam 27 gündür; ilk kıblemiz Mescid-i Aksa, sözde güvenlik gerekçeleri, keyfi yaş kısıtlamaları ve asılsız istihbarat raporları gibi bahanelerle ibadete kapatılmakta veya girişler imkansız hale getirilmektedir. Kendi kutsal mekanımıza giriş hakkımız, işgalci rejimin insafına ve uydurma bahanelerine terk edilemez. Müslümanların inanç özgürlüğü ayaklar altına alınmaz. Kudüs’ün kapılarına vurulan her kilit, bölgedeki barışa vurulmuş bir darbedir. Aksa’nın mahzun bırakılmasına sessiz kalmayacağımızı, bu kutsal mekanın özgürlüğünün tüm coğrafyanın özgürlüğü olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Bütün bu askeri hareketliliğin ve siyasi baskıların ardındaki temel motivasyonlardan biri de coğrafyamızın zenginliklerini yağmalamaktır. Akdeniz’den Mezopotamya’ya kadar uzanan enerji kaynaklarımızın sömürülmesi, halklarımızın refahının çalınması demektir. Kendi doğal gazımızı, petrolümüzü ve suyumuzu bölge halklarına değil, küresel sermayenin hizmetine sunmaya çalışan bu sömürü düzenini reddediyoruz. Topraklarımızın altındaki zenginlikler, işgalcilerin yakıtı değil, çocuklarımızın geleceği olmalıdır.

Şunu çok iyi bilmeliyiz ki; İsrail kurulduğu günden bugüne, arkasındaki küresel Siyonist lobinin desteğiyle sadece Filistin’i değil, tüm coğrafyamızı ve hatta dünyayı bir kan gölüne çevirmeyi hedeflemiştir. Bu lobi, siyasi ve ekonomik gücünü kullanarak halkların iradesini ipotek altına almakta, sınırları kanla çizmektedir. Eğer bugün Gazze’de, Lübnan’da sergilenen bu vahşete ve hukuk tanımazlığa karşı tek vücut olarak durmazsak; bugün Filistin’de yükselen o soykırım ateşi yarın mutlaka bizim de kapımızı çalacaktır. Bu bir beka meselesidir; ya hep beraber bu zulme dur diyeceğiz ya da bu ateşin tüm bölgeyi sarmasına seyirci kalacağız.

Bugün Gazze’de, Lübnan’da, Suriye’de ve İran’da yaşananlar birbirinden bağımsız değildir. Yapılan katliamlar, sivil halka yönelik saldırılar ve sürgün politikaları, aynı karanlık merkezin ürünüdür. Bu zulme karşı sessiz kalmak, suça ortak olmaktır. Bizler; Gazze’nin çığlığını, Beyrut’un acısını, Şam ve Tahran’ın direncini yüreğimizde hissediyor; dünya siyonizmine karşı tek yürek, tek bilek olduğumuzu tüm dünyaya duyuruyoruz.

Sessizliğin suça ortaklık olduğu bu kritik günlerde; zulme karşı duruşumuzu meydanlara taşımak için ayağa kalkıyoruz. Sivil toplum kuruluşları ve vicdan sahibi insanlar olarak; bölgedeki işgale, kutsallarımıza yönelik saldırılara ve emperyalist sömürüye karşı olan tüm halkımızı pazar günü sokaklara inmeye davet ediyoruz. Pazar günü öğle namazında Fatih Camii’nde bir araya gelecek ve oradan Beyazıt Meydanı’na kadar adalet ve insanlık onuru için yürüyeceğiz. Soykırıma karşı tek ses, tek yürek olmak; kardeşlerimizin yalnız olmadığını dünyaya haykırmak için tüm halkımızı bu onurlu yürüyüşe omuz vermeye çağırıyoruz.

Unutmayın; bugün bölgemizde yakılan bu ateşi söndürmek için adım atmazsak; bu ateş, bu coğrafyanın insanlarını yakmaya devam edecek.





 


















 

 








 

 

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
AK Parti Siirt Heyeti İçişleri Bakanlığı’nı Ziyaret Etti

AK Parti Siirt Heyeti İçişleri Bakanlığı’nı Ziyaret Etti

29-03-2026 - GENEL

Günün Hasbihal Sohbeti ; Muhabbet Denizinden Sevgi Bardağıyla

Günün Hasbihal Sohbeti ; Muhabbet Denizinden Sevgi Bardağıyla

29-03-2026 - GENEL