Bugün gençlerin en büyük problemi imkânsızlık değil, sorumluluktan kaçmalarıdır.
Herkes daha fazlasını istiyor ama kimse daha fazlası olmak için mücadele etmiyor. Erkekler emek vermeden saygı, kadınlar fedakârlık göstermeden huzur bekliyor. Herkes kusursuzu arıyor ama kimse kusurlarıyla mücadele edecek karakteri geliştirmiyor.
Oysa hayat ne sosyal medya kadar parlak ne de hayaller kadar kusursuzdur.
Hayatta öğrendiğim en önemli şey şu oldu: Başarı da, aile de, itibar da emek ister. Bedel ödemeden hiçbir şey kalıcı olmaz.
Bugün ilişkiler de işler gibi günübirlik yaşanıyor. En ufak zorlukta vazgeçen, sabretmeyen, mücadele etmeyen bir anlayış hâkim. Sonra da insanlar neden yalnız kaldıklarını sorguluyor.
Sorun sadece gençlerde değil; onları yetiştiren anlayışta da var. Çocuklarımıza konforu öğrettik, sorumluluğu öğretmedik. Haklarını anlattık, görevlerini anlatmadık. İstemeyi öğrettik, emek vermeyi öğretmedik.
Çocuklarımıza daha iyi telefonlar, daha iyi arabalar, daha rahat hayatlar bırakmaya çalışıyoruz. Oysa asıl bırakmamız gereken şey güçlü bir karakterdir.
Çünkü hayat kusursuz insan bulma meselesi değildir. Kusurlarla birlikte yürüyebilecek olgunluğa ulaşma meselesidir.
Unutmayalım; güçlü toplumlar rahat yetişen insanlarla değil, sorumluluk alan insanlar sayesinde ayakta kalır. Karakterin olmadığı yerde ne aile ayakta kalır, ne şirket, ne de toplum.




















