Şahsiyete Hayran, Karaktere Meftun
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim
“Onların söylediği sözlerin Sen’i hakikaten üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar Sen’i yalanlamıyorlar, fakat o zâlimler, açıkca Allâh’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.” (En’âm, 33)
Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:
“Şüphesiz ki sözde ve işde doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir…” (Buhârî, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105.)
İnsanlar şahsiyete hayran, karaktere meftundurlar. İlâhî terbiye altında yetişen Rasûlullah (sav) Efendimiz kırk yaşına gelene kadar O’na müşrikler bile “el-Emîn, es-Sâdık” dediler, en çok O’na îtîmâd ettiler. Cenâb-ı Hak, Rasûlullah (sav) Efendimiz’e peygamberlik vazifesi verince, O evvelâ şahsiyet ve karakterini tescil ettirdi. Kavmini çağırdı ve onlara:
“-Ey Kureyş cemaati! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vâdide düşman atlılar var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasp edecek desem, bana inanır mısınız?” diye sordu.
Kureyşliler hiç düşünmeden:
“-Evet, inanırız! Çünkü şimdiye kadar Sen’i hep doğru olarak bulduk. Sen’in yalan söylediğini hiç işitmedik, (içimizde en doğru insan Sen’sin). dediler.
Rasûlullah (sav) Efendimiz, kavminden bu tasdîki aldıktan sonra onlara ilâhî hakikatleri bildirmeye başladı. (Buhârî, Tefsîr, 26/2, 34/2, 111/1-2;)
Müşriklerin önderi Ebû Cehil ve arkadaşları bile, Rasûlullah Efendimiz’in doğruluğunu tasdik hâlindeydiler. Nitekim bir gün Efendimiz’e:
“-Ey Muhammed, vallâhi biz Sen’i yalanlamıyoruz; Sen bizim yanımızda son derece sâdık bir insansın. Ancak biz, Sen’in getirmiş olduğunu yalanlıyoruz.” dediler.
Böylece, vicdânen kabul ettikleri bir hakikati, nefsâniyetlerine uyarak reddettiler. Efendimiz’in şahsiyet ve karakterinin doğruluğunu, dürüstlüğünü, güvenilir ve sâdık bir insan olduğunu, aslâ yalan bir haber vermeyeceğini, düşmanları bile teslîm ediyordu.
Demek ki bir Müslüman, bulunduğu toplumda; doğruluk, adâlet, güvenilirlik timsâli olacak. Örnek şahsiyet ve karakter sergileyecek. Yaptıklarıyla söyledikleri, birbirini tasdik edecek. (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Temmuz-2018)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Ğaffâr: Daima affedici olup, mağfireti, bağışlaması sonsuz olan, yeniden işlenen günahları örten, setreden ve affeden demektir.
Kısa Günün Kârı
Müslümana özünde, sözünde ve işinde dürüst olmak yaraşır.